Sana yazıklar olsun... 13 Haziran 2010 Pazar, 12:16
|
Türkiye’deki malum gazeteleri o gazetelerin yanına koyun, inanın, lisan dışında hiçbir fark göremezsiniz. Çünkü bunlar taşeron. Köşe yazarlarının yorumlarını dinliyorsunuz, diyorlar ki, çok enteresan, ’İsrail’den bu yönetim gitmedikçe, Türkiye’de de Ak Parti iktidarı değişmedikçe, Türkiye-İsrail ilişkileri değişmez.’ Sana yazıklar olsun, sen kimin avukatısın ya... |
Yazı Büyüklüğü : A A A
Sana yazıklar olsun kimin avukatısın?
TOKİ'nin anahtar teslimi törenine katılan Başbakan Erdoğan medyaya yüklendi
Başbakan Erdoğan, TOKİ tarafından yapılan 401 konutun anahtar teslimi törenine katıldı. Başbakan, konuşmasında medyayı eleştirdi: “İsrail’de yayınlanan gazeteleri önünüze koyun, sonra Türkiye’deki malum gazeteleri o gazetelerin yanına koyun, inanın, lisan dışında hiçbir fark göremezsiniz. Çünkü bunlar taşeron. Köşe yazarlarının yorumlarını dinliyorsunuz, diyorlar ki, çok enteresan, ’İsrail’den bu yönetim gitmedikçe, Türkiye’de de Ak Parti iktidarı değişmedikçe, Türkiye-İsrail ilişkileri değişmez.’ Sana yazıklar olsun, sen kimin avukatısın ya... İsrail’deki iktidarın mı veya İsrail’e gelecek yönetimin avukatı mısın? Yoksa ülkedeki iktidarın avukatı mısın? Kimin avukatısın? Eğer ortada bir yanlış varsa, bunu dürüstçe ortaya koyarsın. Dürüst ol, samimi ol, ama bunlarda samimiyet yok ki. Bunlarda dürüstlük yok ki. Bunlar buradan nemalanıyorlar, buradan...
‘Nerede basın özgürlüğü?’
Erdoğan, Mavi Marmara Gemisi’nde dövülen gazetecilere de değinerek, şöyle konuştu: ”Bu gazeteciler de tıpkı diğer siviller gibi tartaklandı, dövüldü, sorgulandı ve işkence gördü. Onların kameraları, fotoğraf makineleri, teypleri ellerinden alındı. Hatta bunların içinde saklamaya muktedir olanlar, en azından flaş disklerini saklayanlar oldu bir iki tane... Ve şimdi onlar ortaya çıkmaya başladı. Onlar yayınlanmaya başladı. Onlar yayınlanınca diğerlerini de korku aldı. Kırdılar, parçaladılar. Şimdi o meşhur basın örgütlerine, uluslararası basın kuruluşlarına soruyorum, nerede basın özgürlüğü, nerede düşünce, fikir özgürlüğü? O gemide yazarlar tartaklandı, hapse atıldı, tutuklandı, neden sesiniz çıkmıyor? Daha geçen sene Türkiye’de bir medya grubuna vergi cezası kesildi, ’Türkiye’de basın özgürlüğü yok’ diye dünyayı ayağa kaldırdılar. Bizim hükümetimizi basın düşmanı ilan ettiler, gittiler Amerika’da, Batı’da şikayetler yaptılar. Türkiye’yi her platformda şikayet ettiler. Peki şimdi neredesiniz?
Neden İsrail’in basına uyguladığı şiddeti eleştirmiyorsunuz? Çünkü o gücü o zaman da gidip onlardan aldılar. Şu anda olan vergi cezası falan değil, resmen işkence yapılıyor gazetecilere, neden sesiniz çıkmıyor? Bir cümle yazıyorlar: ’İsrail yanlış yaptı’. Ardından, ’ama’... Burası çok enteresan.”
Ben bu adama aşığım...
Trabzonlu Yahya Aydın, Başbakan’a sevgisini böyle anlattı.
Bizi almaya mecbursunuz!
Başbakan, dün Trabzon’dan Avrupa’ya seslendi: 50 yıl bizi oyaladılar. Yırtınıyoruz, çırpınıyoruz hala oyalıyorlar. Eğer siz Hıristiyan Kulübü değilseniz, Türkiye’yi buraya almaya mecbursunuz. Biz yük olmaya gelmiyoruz, yük almaya geliyoruz
Başbakan Erdoğan dün Trabzon’daydı. Başbakan’a Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Senatosu tarafından verilen fahri doktora unvanı takdim edildi ve üniversite bünyesindeki bazı açılışlar gerçekleştirildi. Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin dış politikasında bir eksen kaymasının asla ve asla söz konusu olmadığını söyledi ve Avrupa Birliği’ne (AB) seslendi. Başbakan, özetle şöyle konuştu:
50 YILDIR OYALADILAR: Bir eksen kaymasından bahsedenler, art niyetli değillerse Türkiye’nin yeni rolünü, çok boyutlu dış politikasını anlayamamış, kavrayamamış olanlardır. AB ile katılım müzakerelerini başlatan, dikkatinizi çekiyorum, bu hükümettir. Biz ne zaman AB’ye müracaatı yaptık? Adı daha Avrupa Birliği değildi. Avrupa Ekonomik Topluluğu’ydu. 1959 müracaat, resmi müracaat 1963. 50 yıl bizi oyaladılar. Hala oyalıyorlar. Biz yırtınıyoruz, çırpınıyoruz. Ama oyalıyorlar.
*TÜRKİYE İLE MUKAYESE EDİLEMEZ: Eğer siz Hıristiyan Kulübü değilseniz, Türkiye’yi buraya almaya mecbursunuz. Zira sizin Hıristiyan Kulübü olmadığınızı ifade edebilecek tek şey, halkı Müslüman ülke olarak Türkiye’nin burada olmasıdır. Ama buna bile tahammül edemeyecek kadar aşırısınız. İnanın bir şey diyemiyorlar. Bugün, hele hele son alınan 10 ülkeyle mukayese edilemeyecek derecede, AB müktesebatına uygun bir ülkeyiz. Bu ülkelerin hepsini tanıyoruz artık. Bunlar çok çok gerilerde, Türkiye ile mukayese edilemez. Biz yük olmaya gelmiyoruz, yük almaya geliyoruz. İşte Türkiye şu anda böyle bir ülke.
ÇİRKİN İDDİALAR: Ne zaman bir Arap ülkesinin Türkiye’de yatırımı söz konusu olsa hemen atılan başlık şu ’Araplar bizi arkamızdan vurdu. Biz niçin bunlarla işbirliği yapıyoruz?’ Bu tür, son derece çirkin iddia hemen gazete manşetlerinde kendisine yer buluyor. Ne zaman bir Arap iş adamı Türkiye’de arzı endam etti, başlık şöyle ’Yeşil sermaye, İslamcı sermaye, Arap sermayesi’ gibi ırkçı, dinci, ayrımcı, yeniden ayrımcı bir dil sahne alıyor. Bugün şu anda yapılan ulusal ve uluslararası basında art niyetli bir şekilde yürütülen bir kampanya işte bu kara propagandanın, bu sinsi propagandanın bir uzantısıdır.
SIRTIMIZI DÖNMEYECEĞİZ: Biz sırtımızı hiçbir zaman hiçbir bölgeye veya ülkeye dönmeyeceğiz, olması gereken neyse biz onu yapacağız. türkiye’ye yakışanı yapacağız. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde kullandığımız İran’la ilgili oy, bu yaklaşımın bir neticesidir. Bir yandan ülkemizin standartlarını yükseltmek için Avrupa Birliği ile müzakereleri yürütecek, bir yandan da bölgesel barış, istikrar için çabalarımızı yoğun bir şekilde sürdüreceğiz. Kim ne derse desin, hangi kara propagandayı başlatırsa başlatsın, biz Orta Doğu’daki devlet terörü, Akdeniz’deki korsanlık karşısında da susmayacağız. Kim çalışıyor, onun başı hep yargıyla derttedir. Yaşadığımız bu.
Kaynak: Anka Ajans
|