Zülfü Livaneli (Diğer Yazıları) 27 Temmuz 2010 Salı
Arzın talebi aşması...
Yazı Büyüklüğü : A A A
Arzın talebi aşması...
Arz ve talep dengesi denilen ‘alfabe kuralı’nı bilmek için ekonomist olmaya gerek yok. Piyasayı bu denge belirler diye biliriz.
Ama çağdaş dünyada kural bozuluyor galiba.
Benim izlediğim birçok alanda talepten çok daha fazla arz var.
Bunun en çarpıcı örneği haber alanında. Bizim gibi, radyodaki 1 ajansından haber dinleyen kuşaklar, bugünleri hayal bile edemezdi.
Yüzlerce televizyon, binlerce radyo, binlerce haber sitesi, yüzbinlerce blog, milyonlarca facebook, twitter, skype, mail haberleşmesi... Her yer haber, haber, haber.
Ama bu aşırı iletişim ağını besleyecek kadar çok şey olup bitmiyor Türkiye’de. Hele dış haberlerle ilgilenmeyen bu ülkede, haber sayısı iyice kısıtlı.
Nerede bir şey olursa anında internet sitelerine düşüyor. Akşam aynı haberleri televizyonlarda izliyorsunuz.
Gazeteler artık iyice bayatlamış olan haberleri ancak ertesi sabah yayınlayabiliyorlar.
Peki, dün aldığımız bilgileri bir daha görmek için neden gazetelere para ödüyoruz?
Yorum yüzünden mi?
Sanmıyorum.
Çünkü haberler derinlemesine işlenmiyor. Köşe yazılarının çoğu dedikodu ve polemikle ilgili ama yine de TV dışında hiçbir mecra yazılı basın kadar etkili değil.
***
Aynı arz fazlalığı müzik, kitap, film, TV dizisi alanında görülüyor.
Artık neredeyse dinleyiciden çok şarkıcı, okurdan çok yazar var.
19. ve 20. yüzyıllarda hüner sahibi olanlar kendilerini ifade eder, kitleler de bunları izlerdi.
21. yüzyılda herkes kendini ifade etmek istiyor.
***
Bu gelişmeleri iyi ya da kötü olarak nitelemiyorum. Sonuçlarını görmek için henüz çok erken.
Belki de demokrasi böyle oluşuyor.
Ama yine de bilirim ki büyük sanatta demokrasi olmaz.
Beethoven besteler, Arthur Rubinstein çalar, biz dinleriz.
‘Bu da benim çalma stilim. Onu niye dinleyeyim?’ demek saçmalıktır.
İyi ama o zaman ‘Bu da benim fikrim, başkasına niye kulak vereyim’ diyerek düşünürleri, derin şairleri, nitelikli yazarları reddetmek demokrasi olabilir mi?
Herkes Menuhin gibi keman çalamayacağına göre, Marx gibi de düşünemez.
***
Her çağ ve her teknolojik gelişme, kendi sorunlarını da birlikte getiriyor ve bunları yerli yerine oturtmak zaman alıyor.
Yaşam böyle!
|